Tüy
- Ferhat Gürel
- 6 Tem
- 1 dakikada okunur
Okur notu: Bu hikâyede yer yer argo ve küfürlü ifadeler bulunmaktadır. Söz konusu ifadeler, metnin atmosferini, karakterlerin sesini ve anlatının gerçeklik duygusunu desteklemek amacıyla edebi bağlam içinde kullanılmıştır.
Vantilatöre sıkışmış kuş tüyü bir senedir dönüyordu. Kararmıştı. Artık bir tüyden çok, vantilatörün sallanan bir uzvuna benziyordu.
"Dedemin siki kadar büyük bu tüy bir senedir dönüyor," dedi adam. "Umurunda değil!"
"Dedenin sikini nereden biliyorsun?" dedi kadın. Cezvenin içindeki bayat kahveye iki izmarit daha bıraktı.
"Konu sik değil!"
"Siktiğimin konusu ne peki?"
Adam, mutfak köşesinde bankadan gelen zarfları çiğneyen porsuğu işaret etti. Hayvan, bu sırada sarı bir zarfı da hırıltıyla parçalamaya başlamıştı.
"Porsuğun yanında küfür etme!"
"Porsuğu götünden sikeyim!" diye hırladı kadın.
Hayvan durdu. Kafasını kaldırıp çatlak güneş gözlüğünün arkasından adama baktı. Gözlüğün tek camı yoktu, diğeri ise terden grileşmişti. Arka ayaklarının üzerine kalktı, masanın üzerindeki "Mutluluklar" yazılı hediye kutusuna uzandı. Kutuyu açtı. İçindeki paslı çivilerden birini alıp yuttu. Birkaç şapırdanmadan sonra kadına baktı.
"Gördün mü?" dedi adam. "Kırıldı çocuk."
Kadın cezvedeki izmaritli kahveden bir yudum aldı, yüzünü ekşitip yere tükürdü. "Senin deden de böyleydi," dedi. "Sadece tüyü eksikti."
Vantilatör gürültüyle yavaşladı. Tüy bir anlığına durur gibi oldu, sonra ters yöne dönmeye başladı. Mutfak, birden bire taze kuş kanı koktu.

Yorumlar