top of page

Bütün Yazılar
Ara


The Hours - Her Kadının Mutlaka İzlemesi Gereken Başyapıt
Michael Cunningham’ın Pulitzer ödüllü romanından beyaz perdeye uyarlanan ve Oscar sezonunda Chicago gibi güçlü bir yapıtla yarışan bu film, yüzeyde üç kadının hikâyesini anlatıyor gibi görünse de aslında tek bir sorunun etrafında dönüyor: Bir kadın gerçekten kendi hayatını mı yaşar, yoksa ona öğretilmiş olanı mı sürdürür? Filmin merkezinde Virginia Woolf var; ancak bu merkez sabit değildir, aksine genişleyerek diğer kadınların hayatına sızar. Woolf’un kadını anlama becerisi v
J.
31 Mar2 dakikada okunur


Sahne, Tarih ve Yoksulluk Üzerine
Tiyatro sahnesinde Shakespeare, Çehov ya da Ibsen olduğunda, dekorun ve kostümün ait olduğu tarihsel döneme sadık kalınması beni her zaman mutlu etmiştir. Bu sadakat, yalnızca estetik bir tercih değildir; metne, yazara ve insanın kendi zamanındaki hakikatine duyulan bir saygıdır. Sahne, böyle kurulduğunda bir bağlam sunar; seyirci nerede durduğunu, neye baktığını bilir. Beckett ve Ionesco bu mutluluğu büktü. Zamanı gevşettiler, mekânı soyuttular, anlamı yerinden oynattılar. Y
Bahriye Oğuz
19 Mar1 dakikada okunur


98. Oscar Ödülleri Sahiplerini buldu
Oscar ödülleri sahiplerini buldu, gecenin kazanın çok olsa da kaybedini kesinlikle sinema oldu. Ortalama filmler, ortalama oyunculuklar dünyanın en prestijli sinema ödülünü evlerine götürdü. Çağdaş sanat sinemada da imzasını sürdürüyor, ne anlattığı belli olmayan One Battle After Another en iyi filmi kazandı ve Paul Thomas Anderson şeytanın bacağını kırdı. Gerçi bu filmle ödül olması şeytanın bacığını kırmaz daha çok üçüncü bacak çıkartır. Ödüllü hakkıyla kazanan isimler de
J.M.Ç.Kadoğlu
17 Mar1 dakikada okunur
bottom of page