top of page

Bütün Yazılar

Kendi Sesinin Saati

Bir sesin duyulmasıyla ona kulak verilmesi arasında, üzerinde pek durmadığımız bir mesafe var. Ses, ait olduğu bedenden ayrılıp başka bir kişiye ulaştığında yalnızca bir işitme meselesi olmaktan çıkıyor. Başka birine ulaşmasıyla ses, dinleyenin yaşamıyla kesişip onun isyanına ortak oluyor. Ardından ilk sahibine geri dönüyor. Sanki insanın kendisini dinleyebilmesi için önce başka birinin hayatına kulak vermesi gerekiyor. Bir başkasının sesine kulak vermek, insanı kendi sesini

Alışveriş Sepeti

İnsan, sınırlı ömrü boyunca çalışarak, öğrenerek ve düşünce dünyasını, sınırsız çerçevelerle doldurmaya çalışarak edinimler biriktiriyor. İnsanın özgüvenini, biriktirdiği edinimler mi yoksa onları biriktirme arzusu mu bu güveni besliyor ? Özgüveni neyin beslediğini sorgulayan Bayağı Guguk kuşunun aklına, Michael Ende'nin Momo romanı geliyor. Zaman hırsızları Momo'yu kandırabilmek için ona bir bebek veriyorlar. Bebek ilk olarak ''ben sana aitim ve herkes seni çok kıskanacak''

Bayağı Guguk

Gündüz olmasını seviyorum. Çünkü gözlerim, odamdaki yatak ve duvarlardan oluşan yalnızlığın timsallerini göz ardı etmemi sağlıyor. Yalnızlığın kendisi ışığa özlemimi arttırırken gündüzler, ışığıyla yalnızlığımı karanlık köşesinde kalmaya zorluyor, beni kendine tutsak etmesini engelliyor. Penceremden gördüğüm binalar, ağaçlar, insanların sesleri, kuşların cıvıltısı, gökyüzünün maviliği ve dikkat etmek istemeyeceğiniz biçimsiz binalar… Güneş ışığı yalnızlıkla arama inen sıcak b

Küfürbaz Divan ile Entel Maganda

Kurbağalar sinek avlar iken Filozoflar tesbih yoklar iken Çıktı meydana iki Hâce-i Kalem-i Kırık Biri ağızıbozuk divan kafadan yanık Diğeri sokak magandası,satırları pısırık Biri yırtık cübbeyle felsefe satar Diğeri kaldırımda racon kesip atar Ne mürekkep kalmış ne de eski usul Biri lafla döver, diğeri nankör ve gafil Cehaletin entel budalası,yeniye de kafi. Meydanda yürürken çarpıştılar Divanın üstünde ipliği sökük kaftanı kafasında hep bir yerlere vurduğu emektar sarkanı

Alkolik Kediler Hangi Dala Konar

Şairler onlardan musîki diye bahseder Tarihçiler onları yalanlar,falcılar adlarını korkuyla fısıldar. Bilim insanların ve ermiş filozofların.. Ve boş boğazların çözemediği tek sırdır! Hep bir ağızdan sorar her ademoğlu; "Alkolik kediler hangi dala konar?" diye! Eğer onları görecek kadar bahtlısanız Gönül rahatlığıyla her türlü kumara ruhunuzu koyabilirsiniz Ha eğer piyangoya "Bana mısın?" demeyen bir yiğit iseniz Paşa paşa da alkolik kedileri bulmaya, Bu aziz suali cevapl

Şeytana Misafirlik II

Bu sefer bozuktu aramız hafiften. "Hayrola,hangi gemileri batırdın da sağ kaldılar?" dedim "Hiç sorumluluk almayın anasını satayım" dedi. Benim âmâları elinin tersiyletti. "Göre hepiniz müminsiniz,nüfusta Duanız az geciksin,az dediğiniz olmasın Bana gelirsiniz ağlamaya. Bir şey desem,yapmaya gidersiniz koşa koşa. Günah yapınca da,beni şikayet edersiniz yaradana." Yüzüm kızardı,sedirde oldum un ufak Mahcubiyetimi imge yapsam divan olurdu o an. Durmadı burada, hakkıydı baktı

Şeytana Misafirlik III

Laflarımı da elma gibi yedirdi bana. "Doğru,elmayı ben sundum. Doğru,insanı düşünmekle lanetledim. Doğru,yasağı ben gösterdim. Ama ne ben size yedirdim, ne de sizi ben itledim." "Yaradan beni bilerek yarattı size. İsyanım,sürgünüm baştan nizamımdaydı bile. Farklılıklarının mimarına taparsınız Kendiniz haricini de kurban yaparsınız Ben olmasam martıya da suç atarsınız!" Belki haklıydı,belki değildi. Aklımla oynuyordu diyecektim de Tanıyorum ben bu herifi. Yüzündeki o tebess

Şeytana Misafirlik I

Bugün bir arkadaşa ziyarete uğradım Mazimiz uzundur, kuyruk gibi hep peşimden gele durmuştur Arsızın tekidir,taşlayanı boldur Hep o bana gelirdi,bu sefer ben Şeytan'a vardım. Pek çenesidüşüktür bizim Şeytan'ın Politikacı misali hep bir şeylere sallar durur Biraz daha zorlasa borsaya atılır,inanın Kasketi yok ki sahilde bozuk simite adam dolandırcak! Geldiğimde kapı çoktan açıktı Gördüğü gibi yapıştırdı çehresine bir sırıtışı Gözleri parlıyordu belki sevinçt

Muhabbet

Merhaba. Nasıl senin oradaki sular? Benimkiler biraz dalgalı,atlatacağız evelallah. Geçecek elbet bu kahri bela. Selamlayamadım seni şenlikle Düşmesin yüzün,affet, hoş olsun gönlün bir özürüme N'olur sende yelkenlerini bana indirme. İnan,simit isteyen üç kağıtçı martı değilim bende. "Hayrola?" deme sırası sana geldi demek Asıl sana hayrola,ben sorarım hal hatır bu sofrada! Sofrada ne ballı sofra. Bıçağımız ne ekmeğimizi kesiyor,ne de ağzımızı. Öfleyip pöfleme bana. Bir tebess

Ziya Pekser'in Ölümü

Şair cenazesi ayrı bir şeymiş. Ölünün arkasından okunan dualar,olurmuş bize mısralar. Ayazın ardından esen günleri göremekmiş Ölümü gözlerken,yarını içten içe umut etmekmiş Kasımda da ölünmezmiş be Ziya. Tanırdı her kalem tutan Ziya'yı. Matbaalarda girerdi ona sıra gelince saygı duruşuna. Kimi derdi "ne adam!" kimi derdi "kim bu dallama lan?" Sofralarda sözü geçerdi Ziya'nın Habersizde gidilmez be Ziya. Gazetelerde anlatılan o mahzun ama hayat dolu vaazci değ

Şairlerin Bit Pazarı

Gözlerin o nahoş hisle birden açılınca Şafak vaktinin en sevimsiz vaktinde uyandığında Ne ayağa kalkacak bir halin,ne de bir günü önceden seyretecek bir kâhinin İlla ki bir şiir çıkacaktır. Eğer ki şairliği mahzunluktan,destansı bir halk ozanı olmak sanıyorsan Muhtemelen alıntıladığın mısralar bir mektep kitabındadır. Gönlünü sızlatan en şaşaalı dize "Mavi gözlerinde aşkı buldum" gibi bir şeydir,şairlerin bit pazarındandır. Kıtalara uğramadığım,ritimlere yolda selam ver

Bursa'yla Olan Münasebetim

Burada doğdum ben. Burada doğdum,büyüdüm,bi' halt olamadım daha. Bursa. Orhangazi'den ne vakit çıksam,heyecan dolar içime. E,kaldırımdan başka bir şey görmek isterim,suç mu? Gemlik'te denizi görmeden benden bir şey isteme. Bir Bursalı konuşuyor,dinle. Ne vakit yolun düşer buralara, Önce o yepyeşil düşünceyi at şu kafadan. Ot mu bu cennet vatan? Minareleri de kuş olarak anlat o zaman babam. Orhan Gazi'den bize miras kalmış bu vatanda, Sakalları ağırmışların adı da Orhan'dır. M

Bir Kaset Çıktı Gün Yüzüne

Toplanmıştık yeniden ailece Konuşuluyordu geçmiş tatlı bir nostaljiyle Bir kaset çıktı gün yüzüne Kahkahalara boğuldu oda benim rezilliğime Bir insan bu kadar mı âcizdir yerçekiminden? Küçükken de hayalperestliğim köreltmiş beni içimden İçimden bir cesaret doğmuş geri sayım yapılırken Bilir miymiş bu akılsız kafam neler olacağını halka mâl olmuşken. Var mıydı o zaman benden şaklabanı? Tavşan bile sanardım kendimi inanın Seneler su gibi geçiyor Bu anılarda bana su gibi çarpı

Anlayacaksın

İlk önce alıcaksın eline bir kalem Uzaktan bir rüzgar esecek,sakın kaçırma Tabii,rüzgâr yoksa,bulacaksın kendine bir rüzgar Kafiye için muhtaç kalacaksın,susacaksın,anlayacaksın Bir sahne bulacaksın kendine Orada da minik insanlar olacak Sen o minik insanları kuş yapacaksın,masa yapacaksın Sonra onlar ayna olacak,anlayacaksın. Elbet bir yerde tıkanacaksın,ilhamın sızlanacak Biraz ağlayacaksın,derdin boğazında kalacak Sonra gönlüne hoş olanı yapacaksın,anlayacaksın. Bir olacak

Âlem Tek Biz İkimiz

Ne diye o kadar muhtaç kalırım ki bir yarene? Bende yarenin âlâsı vardır bir kere! Bir kasketim vardır çenesi düşük başımda Bir de trençkotum vardır,benden öte. Âlem tek,biz ikimiz. Veya üçümüz,ya da dördümüz. Sayısalım bizimle değil,orası kesin. Kimsecikler işitmesin bu rezilliğimi. Garip, ne çok dostum var oysa ki. Olurum herkesin bir Yaren'i,yareni. Günün sonunda niye kalır tek yanımda giysilerim Bu trajik söz oyunlarımdan olacaktır ki. Ne ise,değillerdir en azından bir çı

Şefe İmreniş

Serçeler bugün sevinçle ötüyor galiba, Büyük bir zevkle. Hem de bir senfoniyle. Ben de hayretle izliyorum camdan; Şeflerine imreniyorum içten Gelin görün,bir serçenin bile musiki kulağı var Benimde süs niyetine duran duyu organlarım var Gözlerim bozuk,burnum emekli,kulaklarım ağır bi' ellerim var onlarda çalışıyor durmaksızın bir asır Elimde bir kahve,bol şekerli. Öğreniverdim tuz nerde,şeker nerde. Ayırt edebiliyorum kimyon ile kahveyi Bu da rahatlığımdandır belki Öğrendim k

Davuldan Hallice

Davuldan Hallice İnsan suyu nasıl sever arkadaş? Davuldan hallice bir şey değil midir zaten? Uzaktan hoş gelir, dalga dalga gelir esasen. Ben ki ne kadar gitmişim kurslara, sanmışım öğrenmişim. Pek de yanılıvermişim. Fazla inanmış, boğulmamı serçe parmaklarımda durduramamışım. Şaklaban olmuşum yine havuzda. Zaten ne zaman ciddi oldum evelallah? Oyunlar oynanmış, bakmışım; bacaklarımı o kadar hızlı çırpamazmışım. Biçimsizin tekiyim dışarıdan, tanımayandan. Saklar kibarlık kılı

Güvercin Nöbeti

Bir susmadınız gitti, güvercinler! Ömrüm bitti sizin sesinizden! Uykumun içine ettiniz derinden! Mahalle uyandı sizin yüzünüzden! Çok mu zordu biraz susmak? Bana ne sizin muharebenizden diğer kuşla? Ben miyim kanadı yırtılan? Uyumayayım diye yapıyorsunuz anlaşılan. Hayır madem yapıyorsunuz, ne diye yan çatımda didişiyorsunuz? Güzelim rüya gitti Atlantik’teki, bilir miyim şimdi devamını karadaki! Hanım, hanım, sahip çık kocana! Koparıyor müminin kanadını. Hanım, hanım, işit sö

Dergi Üstü Kitap Kulübü'ne

Katılmak ister misiniz ?

bottom of page