Alışveriş Sepeti
Güncelleme tarihi: 26 Eki
İnsan, sınırlı ömrü boyunca çalışarak, öğrenerek ve düşünce dünyasını, sınırsız çerçevelerle doldurmaya çalışarak edinimler biriktiriyor. İnsanın özgüvenini, biriktirdiği edinimler mi yoksa onları biriktirme arzusu mu bu güveni besliyor ? Özgüveni neyin beslediğini sorgulayan Bayağı Guguk kuşunun aklına, Michael Ende'nin Momo romanı geliyor.
Zaman hırsızları Momo'yu kandırabilmek için ona bir bebek veriyorlar. Bebek ilk olarak ''ben sana aitim ve herkes seni çok kıskanacak'' diyor. Bebeğin hedeflediği ya da bebek üzerinden hedeflenen, Momo'nun bebek aracılığıyla yaşayacağı özgüven duygusu oluyor. Momo bu vaadi coşkuyla karşılamıyor. İkinci olarak bebek ''çok sıkıldım benim başka şeylere ihtiyacım var'' diyerek sahneye yeni istekler çıkarıyor. İlk vaatle oluşması gereken arzu karşılık bulmadığından yeni ihtiyaçlarla besleyecek tüketim döngüsü de başlamıyor. Bebek, özgüvenin tüketim üzerinden sürdürülmesini hedefliyor. Momo kendisine sunulan bu cazibeye aldanmayışıyla, özgüvenini sürdürmek için yeni edinimlere ihtiyaç duyacağı düzen oluşamıyor. Guguk Kuşu, bu masal kitabını, tüketimsel bir döngü fikriyle anlamlandırmaya devam ediyor.
İnsanın düşünce dünyasını genişletme arzusuyla kendi zihninde açtığı her yeni kapının ardında daha fazlasını bulmaya çalışması, zamanla öğrenmenin ve keşfetmenin kendisinden çok, bütün bunların insana kazandırdığı tamamlanmışlık hissine tutunmasına neden olabilir. Böylece kendi başına anlam taşıyan yolculuk, insanın sepetinde biriktirdiklerini, bilgiyi özümsemeden tükettiği, yalnızca daha fazlasına ulaşma ve edinme isteğiyle beslediği bir arayışa dönüşebiliyor.
Belki de insan, biriktirdiklerinin kendisini zenginleştirdiğine inanırken, edinimlerinin kazancından çok, sayısını arttırmaya çalıştığını fark etmiyor. Fark etmeyişiyle düşüncelerini tüketime dahil edebilir. Ne de olsa bir alışveriş sepeti, içine eklediklerini kendi başına seçemez.

Kalemine sağlık balım çok güzel bir yazı olmuş 🤎࿋