Doksan Üç Kitap Yorumu
- J.M.Ç.Kadoğlu
- 19 Mar
- 1 dakikada okunur
Hugo, Sefiller’de yarattığı “merhamet bulaşıcıdır” felsefini Doksan Üç’te test eder. Doksan Üç, Sefiller’deki umuda gerçeklik katar ve Camus bile konu felsefe olunca Hugo’nun romantik olmadığını söyler, bu nüktedan bir söylemdir çünkü estetik anlamda Hugo, romantizmin öncüsüdür.Hugo, bütün karakterlerini öncesinde incelikle işler;
Ana “Ben ne Mavilerden ne de Beyazlardan yanayım. Ben çocuklarından yanayım.” demesi kitabın sonunda attığı bir feryata dönüşür.Topçuya nişane taktıktan sonra idam edilmesi emrini veren, Ana’yı kurşuna dizen Lantenac Markizi, özgür olduğu ve kaçabildiği o anda çocukları yangından kurtarıp bir vicdan sınavı yaşar. Hugo burada okuru rahatlatmaz; Lantenac’ın bu eylemi bir kefaret değil, yalnızca geç kalmış bir insanlık anıdır.Gauvin, Sefiller’in tortusuyla yoğurulmuş merhamet yanlısıdır. O Lantenac Markizi’nin yaptıklarının son eyleminden dolayı affedilmesini ister, o yardım edilmesini değil, insanların yardıma muhtaç duruma düşmemesini ister, o her zaman merhameti seçer ama Hugo’nun antitezi olan kitap Gauvain’in yaşamasına izin vermez.
Cimourdain ise o katı tutumu son kararıyla yıkılır ve Javier’in yaptığı gibi intihara sürüklenir, bu da aslında karakterleri içinde bir dengesizliği değildi, seçimleri onların ahlakı ile bireber örtüşmesidir. Ayrıca edebi olarak Hugo’nun iç savaş zamanı Paris’in boğuculuğu kelimelerle de bilinçli olarak tıkaması ve Tourgue işgalinden önce bütün şatoyu tek tek anlatması onun son eseri olan Doksan Üç’te ne kadar büyük bir alim olduğunu tekrar kanıtlar. Bu anlatım yoğunluğu, yalnızca tarihsel bir dekor değil; okurun nefesini de bilinçli olarak daraltan bir estetik tercihtir.Herkese önereceğimi düşünmüyor kitabı bütünüyle anlamak için yer yer Fransız bir tarihçi olmak gerekiyor, yine de bu sizin entelektüel merakınız ve tutkunuzsa, şimdiden iyi okumaklar!

Yorumlar