İvan İlyiç'in Kitap Yorumu
- Jülide Müşerref Çelebi
- 7 gün önce
- 2 dakikada okunur
İvan İlyiç’in Ölümü’nü okurken babamın ölümünü düşündüm. Acaba o da ölmeden önce yaşadıklarının ne kadar yetersiz olduğunu düşünmüş müdür ? Acaba kaçmış mıdır Ondan ? Ölümünden hemen önce acıları bitmiş tükenmiş midir ?
Tolstoy öyle bir yazar ki İvan İlyiç’i yazarken İvan İlyiç oluyor, Anna Karenina’yı yazarken Anna Karenina oluyor; karakterleriyle bütünleşiyor ve böylelikle kitaplarında ağlamamak elde değil. İvan İlyiç, kariyerin, prestijin ve usulüne uygun kurulmuş bir evliliğin insana gerçek mutluluğu vermeye yetmediğini gösteriyor. Ölümü yaklaşan adamın tutunacak tek dalı ise Gerasim adındaki hizmetçisi. Bir tek acısını anlayanın onun olduğuna inanıyor. Pek de haksız sayılmaz.

Hikayeye İvan İlyiç’in yaşamından değil ölüm haberi ve ardından cenazesiyle başlıyoruz. İvan İlyiç’in hanımı Praskovya Fyodorovna göz yaşları kurumadan alacağı dul maaşını Pyotr İvanoviç’e sorar. Sakın bu durum sizi yanıltıp Praskovya Fyodorovna’nın kötü bir kadın olduğunu düşündürmesin. İvan İlyiç kötü bir evlilik yaptıysa o da kötü bir evlilik yaptı; ona da hayat dar geldi, o yüzden alışkanlık hali İvan İlyiç’in evliliği yürütme biçimi olan maddiyata sığındı. Tolstoy’un karakterleri kötü değildir. Saf kötü yoktur, hepsi birer insandır. Yanlışları vardır elbet, yaşması gereken bir kader vardır ve Tolstoy bize bunu büyük bir ustalıkla verir. Praskovya Fyodorovna haksız bulduğumuz kadar İvan İlyiç’i de haksız buluruz.
İnsan tek boyutlu değildir, insanın ilişkileri de tek boyutlu değildir ve yazar bunu öylesine hakiki yansıtır ki, karakterlerinde çevremizdeki insanları görürüz daha önemlisi kendimizi görürüz. Kucağa muhtaç olan ilk yıllarımızda sonra ilgiye ve sevgiye muhtaç oluruz. Acımızı biz nasıl anlıyorsak başkaları da öyle anlasın isteriz, o yüzden de yalnızlaşırız. İvan İlyiç’i de insanın doğasında olan bu bencilliğe sahiptir. Gaius’tan bile üstün görür kendini. Gauis ölümlü de İvan İlyiç neden ölümlü diye sorar. Onun zihninde kendisi Gauis’tan değerlidir ya da en azından Gauis neden ondan daha değerli olsun ki.
“Ölüm İvan İlyiç’e özgü bir olgu, bir tek onun yaşayacağı bir şeymiş, kendisini hiç ilgilendirmiyormuş gibi.”
“İvan İlyiç’e yolda her şey hüzünlü göründü. Arabacılar, evler hüzünlüydü, gelip geçenler, dükkânlar hüzünlüydü.”
“Ölümün kıyısında, onu anlayacak, ona acıyacak hiç kimse olmadan böyle tek başına yaşayacaktı.”
“Ne hoş, ne de kolay,” diye düşündü. “Ya ağrı?” diye sordu kendi kendine, “Ağrı nereye gitti? Ey ağrı! Neredesin?” Kulak kabarttı. “Hah burada! Ne yapalım, varsın ağrı da olsun!”



Yorumlar