Jenny Erpenbeck - Kairos Kitap Yorumu
- J.M.Ç.Kadoğlu
- 1 May
- 2 dakikada okunur
Youtube kanalımda "Nisan Ayı Okuduklarım ve Öğrendiklerim" videosunda yeteri kadar yer veremediğim için tam şikayetçi oluyordum ki, düşüncelerimi yazabileceğim bir dergim olduğu aklıma geldi. Zaten her zaman yazı yeteneğimin sözel becerilerimden açık ara daha iyi olduğunu söylerim, Merkür bana tanrılarından birini ayırdı ama şansıma içinden sabırla büyüyen bir başak tanesi çıktı.

Kitaba adını bahşeden fırsat tanrımız, Kronos'un bütünsel zamanın en nadide parçasıdır. Tabi Jenny Erpenbeck bu rastlantıyı bükerek Hans ve Katharina'nın tanışma anını Kairos'tan çıkarıp Kronos'un eline teslim etmiştir. Kitabın başında bize ve aynı zamanda karakterlerimize de şaşırtıcı gelen eşik, yalnızca İslam'da kaza dediğimiz bir andan ibarettir.
Kitaba başladığımda Jenny Erpenbeck'in kalemini sinemalardaki görme engeliler için hazırlanan sesli betimlemelere benzetmiştim ve bu yenilikçi anlatım karşısında heyecanlandım. Hans ve Katharina'nın hızlı ilerleyen ilişkisi gibi ben de kitaptan zevk aldım ki yüz otuzuncu sayfa benim Kairos'um oldu. İşte ondan sonra kitap bana yapay bir sembolizmden başka hiçbir şeyi hatırlatmadı.
Benim sembolizm anlayışım daha çok Hemingway'in Yaşlı Adam ve Deniz için söylediklerine yakındır:
Sembolizm yok; deniz denizdir, yaşlı adam yaşlı adamdır, çocuk çocuktur, balık balıktır.
O sembolleri koyan yazarın kendisi değil, okuyucudur. Yazar öylesine kutsal bir metin ortaya koyar ki bizim Yaşlı Adam ve Deniz'de gördüklerimizi doğal bir şekilde yaratır.
Bu anlamda Jenny Erpenbeck'in yaptığı Hans ve Katharina ilişkisini bilinçli bir şekilde Doğu Almanya'nın kontrolcü rejimine benzetmesi bende yavan bir tat bıraktı. Eğer semboller kendi içinde çalışsaydı Hans ve Katharina ilişkisini arka planın dışında da gelişebilecek bir ilişki gibi görebilirdik. Evet, on dokuz yaşındaki genç kadın ve elli küsur yaşındaki evli adamın birlikteliği için gerçekçi değil demenin dünyadaki bütün olguları yıkabileceğinin farkındayım. Benim beğenmediğim kısım ise Hans ve Katharina'nın ilişkisi. İlişki arka planından ayrılmayarak bize perspektiften nasibini almamış bir resim ortaya koyar.
Aynı zamanda övmem gereken bazı noktalar var ki o da opera yönetmeni olan Jenny Erpenbeck, müziği kitabında çok iyi yedirir bu zaten onun güvenli alanıdır. Diğer taraftan konudan bağımsız hareket eden bazı sahneler özellikle Batı Almanya'da Katharina'nın S*ks dükkanı görüp düşüncelerini sansürsüz yansıtması açıkçası bana Batı Almanya'nın Doğu Almanya'ya göre daha özgürlükçü olduğunu hatırlatmaz.
Benim beğenmediğim konuların Booker jürisi için ödüle layık görüldüğünün de farkındayım ama ben halen edebiyatın tozlu kütüphanesini saygıyla geziniyorum.

Harika