Kalmak
- S.Kiraz Yılmaz
- 18 Mar
- 1 dakikada okunur
“Her insanın kelimeleri kullanma biçimi farklıdır, onları söyleme ve onlara hayat verme biçimi
farklıdır.” Elindeki kalemi kullanmayalı asırlar olmuş gibi hissediyordu, eğer yazmayı bırakmasaydı daha iyi yazabilir miydi? Aklının bir köşesinde boşa geçirdiği ve kayıp olarak gördüğü yılları yanıp sönüyordu hep. Bazen kalemin, klavyeden daha iyi bir yoldaş olduğunu ama onu kullanırken eskisi kadar sabırlı olamadığını, klavye ile daha hızlı yazdığını fark ediyordu. Evin içinde yükselen sesler ile ev ahalisinin uyandığını ve mesaisinin bittiğini anladı. Onlar uyanırsa yazamıyor, yazmak istese de evin sesi kendi sesine karışıyordu. Kafası bazen evdeki seslerden dolayı aşırı doluyor ve nefes alma ihtiyacı ile kaleme sarılıyordu. Uzun yıllar bunu bir kenara bırakmış ve dışardaki sesleri, içinde yükselen seslere tercih
etmişti. “Kahvaltıyı hazırlayın çıkacağım hemen” diğer odadan yükselen sesle nelerin farklı olabileceği konusunda düşünmeden alamadı kendini. Evdeki erkeklerin evle ilgili bütün sorumlulukları kadınlara yüklemeleri ve evi sadece oturup dinlenme alanı olarak gördükleri için kadınların da evde sadece oturup dinlendiklerini düşünmeleri sinirlerini bozuyordu. Ekonomik özgürlüğün ne kadar önemli bir kavram olduğunu her kadın gibi o da evde öğrenmişti. Bazen bu evin, toplumun sesi öylesine çok çıkıyordu ki kendi sesini duymuyor, kendini tanıyamıyordu bu yüzden he seferinde kendine şunu hatırlatmak zorunda kalıyordu “ben onlar değilim, ben Yıldızım,”




Yorumlar