top of page

Küfürbaz Divan ile Entel Maganda

1 Eki
3 dakikada okunur

Kurbağalar sinek avlar iken

Filozoflar tesbih yoklar iken

Çıktı meydana iki Hâce-i Kalem-i Kırık

Biri ağızıbozuk divan kafadan yanık

Diğeri sokak magandası,satırları pısırık


Biri yırtık cübbeyle felsefe satar

Diğeri kaldırımda racon kesip atar

Ne mürekkep kalmış ne de eski usul

Biri lafla döver, diğeri nankör ve gafil

Cehaletin entel budalası,yeniye de kafi.


Meydanda yürürken çarpıştılar

Divanın üstünde ipliği sökük kaftanı kafasında hep bir yerlere vurduğu emektar sarkanı

Magandanın üstünde çakma zincir

kolunun altında Behçet Necatigil


Çakıldı ikiside çuval gibi yere

Asabilik babadan gelme herhalde

Biri nefesin altında "Ulan sabah sabah" Birinin analara olan hürmetleri ağzında


Elin havaya fırlattı Küfürbaz Divan

Sarkanı sinirden çatlayacaktı az kalsın

"Ey nâdân-ı devrân, ey bedbaht-ı cihan, Ne diye dikildin karşıma, bre eşek-i bî-imân?" diye buyurdu

Etti nefretini şerif-i iman!


Entel Maganda durmadı tabii

Atarlı giderli başladı o da:


"Gözünü seveyim birader, ne anlatıyon sen bana ya?

İki saattir "cihan mihan" diye kafayı açtın valla.

Ne cihanıymış bu redifini satayım, her lafın ayrı bir muamma.

Bırak bu felsefe ayaklarını, gel otur yamacıma

İki lafın belini kıralım, ortak olalım acına."


Bu laflar yatıştırmadı tabii bizim divanı

İnadı inat,işitecek o eşek ayarı

Haykırdı bağrından;

"Oturmam, ey cehl ile mülemma‘ hergele-i meydân! Seninle sohbet etmek, akla karşı işlenmiş bir cinâyân!"


Maganda şaşkın şaşkın baktı adama, önce anlamadı ama

lafın "cinayet" ve "hergele" kısmından mevzunun pis bir hakaret olduğunu çaktı. Üstünü başını silkeleyip,boynundaki çakma zinciri düzeltti.

parmağını Divan’ın burnuna doğru uzatarak başladı racona:


"Ulan moruk, ne anlatıyon sen hâlâ? 'Cinâyân' minayân diyerek bize edebiyat mı kasıyon?

Kolumuzun altında Necatigil taşıyoruz diye bizi pısırık mı sandın lan?

Biz o 'Evler' şiirini ezbere biliriz ama o evlerin dar sokaklarında

adamı çiğ çiğ yerler,ayık ol!


Şimdi ya o felsefe ayaklarını marş marş geri vitese takarsın

ya da seni edebiyat tarihinin karanlık sayfalarına gömer,

üstüne bir de redif niyetine çizik atarım!"


Racon kesmedi divanı,

Gözü iyice döndü ihtiyarın

Adab-ı muaşeretten bir haber bu bre cahile

Hakkını bildirecekti elbette


"Bre cahil hergele, Necatigil senin neyine?

Çakma zincirin vız gelir Fuzûlî’nin 'Ah'ına!Bana İkinci Yeni satma, Şeyh Galip çarpar seni

Nef'î gibi hicivle deşerim o pısırık tenini!Yıkıl karşımdan, yoksa sarkanı patlatırım beynine!"



"Fuzûlî’nin 'Ah'ı varsa, bizim de sokakta ahımız var,

Şeyh Galip rüyada gezer, kaldırımda bizim şahımız var!

Nef'î hiciv yazsa ne yazar, buraların ayrı jargonu var

O sarkanı kafama vurursan, inan edebiyatın kanunu var!

Geri vites yap ihtiyar, yoksa bu hikayenin sonu var!"



"Ulan edepsiz, ulan yüzsüz, yüzüne tükürsem durmaz pürüz!

Kaldırımın şahıymışsın, sanki semtte tek bir gürbüz!

Bana bak lan,asıl burada bana çarpan harbi sensin

Suçu kadere yükleme ki fiyakan erken sönmesin!

Kör gözünle önünü görmez, gelir bize toslarsın

Divanlığımjn selametine çomak sokar,paslanırsın!

Sonra da kalkmış bana edebiyatın kanunundan dem vurursun,

Yıkıl lan karşımdan, yoksa musallada durursun!"


Magandanın kaşları çıktı anlına kadar

Tökezleyiverdi serseri kulakları duyduğunda:

"Ne çarpması babacım, ne bekliyon sen benden?

Arada bisikletle geçen velet sebep oldu bu aha!

Ben ona yol vereyim derken sana çarptım harbi

Yoksa saygıda kusur etmez bu semtin talebi.


Bulacağım ben o veledi

bu mahallede laf ettirmem kendime

Geçen gün Orhan Veli’ye de aynısını yaptı, gitti gücüme!

Benim maktel-i bahtım temiz, yok burada bir kastım,

Yerden bitme o çocuk yüzünden çarpıştı

kollarımız

divan abim, kurbanım, kâstım!"



Ulan o yerden yetme bisikletli nesil yok mu..

her yerde aynı bela

Ne adab-ı muaşeret kalmış bunlarda

ne edep ne de hayâ!

Sokakları dar ederler adama,

ne ihtiyar dinlerler ne de hoca

Fırlayıp geçerler altından, fırıl fırıl dönerler gün boyunca.


Maganda hemen yandaki kahvehaneye baktı

doğru elini kaldırdı,iki parmağını gösterdi

ciğerden gür bir sesle bağırdı:

"Kaptan! Çek oradan iki demli ajda,

biri divan abime şifa, biri bize cila!"


 
 
 

Yorumlar

5 üzerinden 0 yıldız
Henüz hiç puanlama yok

Puanlama ekleyin

Dergi Üstü Kitap Kulübü'ne

Katılmak ister misiniz ?

bottom of page