top of page

Sarı Karanlık

8 Ağu
2 dakikada okunur

İçerik notu: Hikâyede, karakterlerin çatışmasını ve anlatının gerçekçiliğini yansıtmak amacıyla edebî bağlam içinde küfürlü ifadelere yer verilmiştir.


“Bira içmek hamallıktır,” diyerek su bardağına dolu şarabı bira şişelerini tokuşturan kalabalığın arasına uzattım. Enes, her zamanki yüzeyselliğiyle, “Köpek öldüren içip bize gurme vaazı verme Umay,” diyerek sigarasına sarıldı. “Kadeh yok, olsa ben zaten Pétrus içeceğim.” 


İçerisi ter, ucuz oda parfümü ve bayat pastanın arasına sıkıştığı bir küllük gibi kokuyordu. Açtıkları her yeni müzik, eskimek bilmeyen şakaları kadar tatsızdı. “Umay mutfağa gelir misin?” Melis koridordan bana seslenip kayboldu. Sıkılan yumruğumu cebime saklayıp vakur tavrımı bozmadan yanına gittim. Müzik silikleşerek yerini buzdolabının gürültüsüne bıraktı. Melis, sarımtırak, loş ışığın altında kollarını kavuşturmuş bekliyordu. 


“Şarabı sen mi döktün?” dedi dik dik suratıma bakarken. Sedefli fayansları kızıla boyayarak halının saçaklarına sıçramış lekeye baktım. “Hayır,” dedim kayıtsızca. “Ben dökmedim.” 

“Sadece sen şarap içiyorsun Umay, mantarla tirbuşonun bile burada. Bir bardaklık eksilmiş daha üstünden.” 

“Dediğin gibi işte içiyorum, dökmüyorum.” Yarım ağız güldüm. 

“Bilerek döktün değil mi?” diyerek diretti. “Ya da bilerek temizlemedin,” 

“Konunun şarap olduğuna emin misin?” Şişeyi çok nadide bir eşya gibi tutarak içkimi tazeledim. 

“Hep böyle yapıyorsun işte. İlgi üstünden çekilince bir şeyler yapıyorsun sonra konuyu saptırıyorsun. Tıpkı geçen ayki mezuniyet yemeğinde garsonla kavga çıkarıp bütün masanın neşesini piç ettiğin gibi,” 


Boğazımı kaşındıran plastik püskülü çıkararak masaya bıraktım. “İçeride kendi halimde duruyordum. Beni neden buraya çağırdın?” Tırnağımla, başparmağımın etini durmaksızın oyduğumu, ancak onun gözleri ellerime kaydığında fark edebilmiştim.


 “Yaptığının arkasında dursaydın sana en azından saygı duyardım. Burası öğrenci evi-”


 “Ee, yani?” Kollarımdan yayılan karıncalanmayı bastırmak için göğsümde kavuşturdum. “Yani diyorum ki Umay,” mutfak bezini alıp lekenin üstüne fırlattı. “Bu pisliği temizleyecek tek eşek Melis ve bil bakalım bugün kimin doğum günü? Gözlerimle gördüm döktüğünü ama yine de sana şans vermek istedim.” 


Ensemden soğuk ter damlası sırtıma doğru kaydı. Tüylerim ürperdi. “Neden her şey seninle ilgili olmak zorunda ki?” diye parladım. “Neden basit bir şarap lekesinin altında bile mana arıyorsun?” Tezgâhta dikine duran şişeyi yakaladığım gibi yere attım. “Şarabı ben mi döktüm? Evet! Al, ben döktüm!” 


Kırılmasını, tartışmanın şanına yakışır bir felaket olmasını beklemiştim. Olmadı. Şişe yere çarptı, tok bir sesle sekerek yan yattı. Tahammül edilmez derecede, gıcık, yavan ‘lık-lık’ sesiyle dökülmeye başladı. 


Melis sakince eğildi, şişeyi düzeltti. Islanmış çoraplarını topuklarından sıyırıp kenara attı. İçimde beni boğan muğlak bir sıcaklık yükseliyordu. “Döktüysen,” dedi, karşısında sorunlu, uslanmaz bir çocuk varmış gibi, “temizleyeceksin.” 


“Senin pisliklerini temizlemeyeceğim,” dedim çatallanmış sesimle. Geçen gün battaniyenin içine gömülüp ağlayarak ahlaksızlığını anlatan kız bana hadsizce akıl veremezdi. “Asıl ilginin çalınmasına tahammül edemeyen sensin Melis, bir çamaşır suyuna bakardı ama sen olay çıkarmayı seçtin. Biliyorsun sen de kendi yaptığın pislikleri,” 


Melis’in yüzü dalgalandı. “Benim hatalarım seni haklı mı yapıyor yani?” dedi acıyarak. “Ben senin bize, arkadaşlarına yaptıklarından bahsediyorum, sen çirkinleşiyorsun.” Ben çoraplarındaki lekeymişim gibi tiksintiyle bakarak çıktı. Her haltı yemiş, ahlak dersini vermiş ve son sözü söyleme hakkını elimden alarak beni mutfağa kilitlemişti. Üstüme yığılan ölü toprağını silkeleyerek dışarı fırladım. 


“Her haltı ye, beni suçla, sonra kalabalığa karış ve haklı ol! Oh, ne âlâ memleket!” Tam o sırada Enes kolumdan yakalayıp beni geri, sarı karanlığa sürükledi. Bana o kadar acıyarak, o kadar tiksinerek bakıyorlardı ki, bacaklarımın bağı çözüldü. Enes, dibinde bir parça kalmış şişeyi elime sıkıştırdı. “Biz kimin haklı olduğuyla zerre kadar ilgilenmiyoruz Umay, bir kere de ortamı sikme yeter.”


Yorumlar

5 üzerinden 0 yıldız
Henüz hiç puanlama yok

Puanlama ekleyin

Dergi Üstü Kitap Kulübü'ne

Katılmak ister misiniz ?

bottom of page