Süleyman Bey’in Mistik Mesajı
Güncelleme tarihi: 9 Ağu
Yine ay sonunda masadayız ve annem tepemde dikiliyor. Hiçbir faturayı atlamadığımdan emin olmaya çalışıyor
“Telefon faturası bin yüz otuz sekiz.”
Pençe gibi tırnaklarıyla omuzumu kavrayıp “Hayır, bin yüz elli sekiz.” diye düzeltti.
Kağıda bir daha bakmadan önce onun haklı çıkmamasını diledim ama nedense seksen yedi yaşındaki annemin gözü benden iyi görüyordu.
Hesap makinesinde düzenleme yaptım ve
“Aidat altı bin beş yüz.” deyip duraksadım.
“Neden aidat bu kadar pahalı ?” diye söylenirken yöneticimiz Süleyman Bey mesajıyla kendisini hatırlattı.
Mesajda “Havuzda 19.00-22.00 arasında klorlama yapılacaktır. Çocuklarınızın sağlığı için o saatlerde havuzu kullanmamanızı arz ederim.”
Arz edermiş. Bir de bu mesajlar bina içinde bir şakaya dönüşecek kadar sık geliyordu. Annem komşularla konken oynarken bile Süleyman Bey’in bu mistik mesajları ana konulardan biri olurdu. Tabii ki diğer ana konu ben neden çalışmıyorum ve bu yüzden evlenemiyorum.
Bir gün asansörde kendimden genç çok hoş bir kadınla sekiz katlık yolculuk yaparken ona “Havuza gidiyorsunuz sanırım, şu an temizleniyor. Süleyman Bey kesinlikle tembihledi.” diye bir espri yaptığımda kadın ilk önce “Erkek arkadaşımla bulaşacağım” dedi ve kendi katına geldiğinde “Ayrıca bir kadını asla kıyafetine göre yargılayamazsın.” diye de beni azarlamayı unutmadı. Haklı ve haksız olduğu taraflar vardı. Öncelikle giydiği şeyi mayo zannedip sohbet başlatmak beni öküzlüğümdü ama kadın gerçekten ilgimi çekmişti. İkincisi de partneri var ya da yok bir kadın iletişime erkek arkadaşından bahsediyorsa asla şansınız yoktu. O yüzden senin gönlünü almam da mümkün değil, üçüncü kat on yedi numara. Yine de bu sempatik cümleyi beni süzen yaşlı kadınlarda denedim ve onlar sözlerimi epey komik bulup yanıma sokulduklarında on yedi numaradaki kadın gibi kendimi asansörden attım. Şimdi seni daha iyi anlıyorum. Sapıklar korkunç.
Evde yine annem ve yaşlı komşular vardı ve konu tabii ki bendim.
“O kadar konuşuyorsunuz ama kimse bana tanıdığı güzel hanımlarla buluşma ayarlamıyor.”
“Oğlum işin yok ki senin.”
Annemin eski kocası babamdan zenginim, demek istedim ama onlar bunu bilmesine rağmen işsizliğim bir sorundu. Her ay Eminönü’ndeki hanlardan gelen kiraları toplayıp, faturaları ödüyordum ki bu bir iş, yazmaya çalıştığım ama asla bir Kafka kadar yetenekli olmadığım için vakit ayırdığın kitabım vardı ve bu da bir iş ama teyzeler benim yandaki ofiste çalışan beyaz yakalardan biri olmamı istiyordu.
Onların masasından sakallı poğaçalardan araklarken Süleyman Bey’in mesajı geldi. Annemler gülerken ben mesajları inceliyordum ve ufak bir detay fark ettim. Mesajların hepsi de havuzdaki temizlik hakkındaydı yani havuzun hangi saatlerde açık olduğu bir muammaydı. Yine de klorlamanın içinde bulunduğumuz öğle vaktinde yapılmadığını düşündüm ve mayomu giyip aşağıya indim. Dört yıldır yaşadığım yerdeki havuzun nerede olduğunu bilmiyordum ayrıca üstümdekilerle epey gülünç gözüktüğümden merdivenlerden inme fikri işimi zorlaştırıyordu ama pes edemezdim. Boşu boşuna altı bin beş yüz lira ödediğimi düşündüğüm için en azından kafamı ıslatmayı hakkediyordum. Giriş katına ve sonra otoparka hatta o halimle ofis kısmına bile gittim ama havuz tabelasını bulamadım. Belki spor salonundadır diye düşünüp, danışmada kol kasları benim iki bacağım eden bir lavuğa sordum.
Burası bir özel işletme, dedi. Aferin ezberini iyi yapmışsın. Peki nerede bu Allah’ın cezası havuz!
Ümidi kesip tam eve dönecektim ki arabaların arasındaki bir kapının üstünde havuz yazıyordu. Kapıyı açtığımda havuz diye sayılabilecek tek şeyin kirli paspasın içinde durduğu mavi bir kovaydı. İlerleyen zamanlarda öğrendik ki Süleyman Bey’in havuzu ancak Don Kişot’un devleri kadar gerçekti. Biz de yıllarca paşa paşa altı bin beş yüz lira ödeyen bir grup salaktık.

Bu Süleyman kundurası vurunca değil parası yatmayınca Allah'ın adını anıyor herhalde
Bu adam benim gibi. Bu yüzden, o kadar para verdiği yeri hiç kontrol etmemesini anlayabiliyorum. Bunu tam olarak umursamazlık diyerek tanımlayamıyorum çünkü yeri geldiğinde umursama konusunda herkesin üstüne çıkabilirim.
Metne ilk başladığımda bir yabancılık hissettim. Farklı bir şey vardı ama neydi?
Adammış. 😑 Kadın sanmıştım. 😅
Sonrasında ise iç sesinde bile “Süleyman Bey” demesi ve atmosferi bana geçmiş zamanlarda yaşayan biri izlenimi verdi. Eh, günümüzde de içinizden birine “bey” demeniz gayet tabii mümkün; bu yüzden kesin bir kanıya varamadım.
Kısacık bir metinden karakterle ilgili birçok ayrıntı çıkartabildim. Hem kısa ve öz olması hem de böylesine basit bir konunun az çok ilgimi çekip okutacak şekilde yazılması hoşuma gitti. Daha azını beklemezdim zaten. 😊
Son kısma gelecek olursak, ne yalan söyleyeyim, bu…
Ellerine sağlıkkk
abi ben anlamadım şimdi PSKWOSWNSIWNS bir insan hiç mi ödediği havuzun nerede olduğunu merak etmez ya
eline sağlık jülide ablaa
Çok iyi 👍🏻